Hızlı Başvuru Yap
Marka İsimleri
Online Katalog
Marka Sorgula
0212 595 0892

MAKALELER

Siyasette Marka Yönetimi Neden Önemli? Yeni Parti Tartışmasına Markalize Yorumu

Siyasette Marka Yönetimi Neden Önemli? Yeni Parti Tartışmasına Markalize Yorumu

Yeni Parti Tartışması, Siyasette Profesyonel Markalaşmanın Önemini Gündeme Getirdi

Siyaset yalnızca siyasi söylem, kadro ve seçim programlarından ibaret değil. Günümüzde siyasi partiler de isimleri, logoları, sloganları, renkleri ve kurumsal kimlikleriyle birer marka olarak konumlanıyor. Özgür Özel ve ekibi tarafından kurulan Yeni Parti'nin ismi üzerinden Yenilik Partisi ile yaşanan tartışma ise siyasette profesyonel marka yönetiminin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gündeme taşıdı.

Markalize olarak biz bu tartışmaya yalnızca siyasi bir gelişme olarak değil, aynı zamanda önemli bir marka yönetimi örneği olarak bakıyoruz. Çünkü bir siyasi parti kurulurken nasıl siyasi strateji, hukuk ve iletişim konusunda profesyonel destek alınıyorsa, partinin milyonlarca kişiye ulaşacak isminin, logosunun ve kurumsal kimliğinin oluşturulması sürecinde de marka uzmanlarından destek alınması gerektiğini düşünüyoruz. Yeni Parti ile Yenilik Partisi arasında ortaya çıkan isim tartışması elbette hukuki boyutlarıyla ilgili merciler tarafından değerlendirilecektir; ancak marka açısından bakıldığında asıl soru çok daha basit: Böylesine önemli bir isim benzerliği, parti kurulmadan önce yapılacak kapsamlı bir marka araştırmasıyla öngörülemez miydi?

Parti isimlerinde de "aynı kelimeler" dönemi mi?

Türkiye'de siyasi parti isimlerine baktığımızda, geçmişten bugüne kullanılan isimlerin önemli bölümünün belirli kavramlar etrafında şekillendiğini görüyoruz. Geçmişte “Adalet”, “Demokrat”, “Milliyetçi”, “Cumhuriyetçi”, “Halk”, “Refah” gibi siyasi kimliği doğrudan anlatan kelimeler öne çıkarken, günümüzde bu kelimelerin yanına “Yeni”, “Gelecek”, “Değişim”, “Birlik”, “Güçlü” ve “Türkiye” gibi daha genel ve pozitif çağrışım yapan ifadelerin eklendiği dikkat çekiyor. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın güncel parti kayıtlarında Yeni Parti, Yenilik Partisi, Yeni Türkiye Partisi, Yeni Yol ve Yeni Yüzyıl Partisi gibi birbirine oldukça yakın isimlerin aynı siyasi sistem içerisinde yer alması da bu durumu somut biçimde gösteriyor.

Bunun da ötesinde, birbirine yakın isimlerin çoğalması siyasi markaların birbirinden ayrışmasını zorlaştırırken, özgün ve güçlü bir marka kimliği oluşturmanın önemini her geçen gün daha da artırıyor.

Marka dünyasında sık karşılaştığımız yanlışlardan biri de, bir ismin tescil edilmesini markalaşma sürecinin tamamı olarak görmek ve "Tescil ettirdik, artık bu isim tamamen bizim" şeklinde düşünmek. Oysa marka tescili önemli bir hukuki koruma sağlasa da profesyonel marka yönetimi yalnızca tescilden ibaret değildir. Bir isim belirlenmeden önce mevcut markaların araştırılması, benzer isimlerin incelenmesi, kelimelerin fonetik ve görsel açıdan değerlendirilmesi, hedef kitlenin benzer isimleri karıştırma ihtimalinin analiz edilmesi ve markanın gelecekte nasıl konumlandırılacağının düşünülmesi gerekir. Biz Markalize olarak bir marka çalışmasına yalnızca "Bu isim tescil edilebilir mi?" sorusuyla yaklaşmıyoruz; aynı zamanda "Bu isim gerçekten özgün, ayırt edilebilir ve güçlü bir marka oluşturabilecek mi?" sorusunu da soruyoruz. Çünkü güçlü bir marka yalnızca bir tescil belgesine sahip olan marka değil, insanların zihninde başka isimlerle karışmadan kendine özgü bir kimlik oluşturabilen markadır.

Aynı durum logo için de geçerli. Bir siyasi partinin logosu yalnızca estetik açıdan beğenilen bir tasarım olmamalı; özgün, akılda kalıcı, farklı mecralarda kullanılabilir ve başka siyasi oluşumların görsel kimlikleriyle karıştırılmayacak kadar ayırt edici olmalıdır. Slogan da bu bütünün önemli bir parçasıdır. Türkiye'de AK Parti'nin uzun yıllar kullandığı "Durmak yok, yola devam" sloganı, siyasi iletişimde doğru kurgulanan bir sloganın zaman içerisinde siyasi markanın hatırlanabilir unsurlarından birine dönüşebileceğini gösteren örneklerden biridir. Buradaki önemli nokta ise yalnızca başarılı bir slogan bulmak değil; isim, logo, renkler, slogan ve iletişim dilinin birbirinden bağımsız değil, aynı marka stratejisinin parçaları olarak planlanmasıdır.

Bir marka oluşturulduktan ve kamuoyunda tanınmaya başladıktan sonra isim veya kimlik değişikliğine gitmek ise düşünüldüğünden çok daha büyük bir süreci beraberinde getirir. İsim değiştiğinde yalnızca tabela değişmez; logo, kurumsal kimlik, sosyal medya hesapları, web sitesi, tanıtım materyalleri ve kamuoyunda oluşmaya başlayan marka algısının da yeniden ele alınması gerekebilir. Bu nedenle Markalize olarak marka oluşturma sürecinin en başından profesyonel şekilde ele alınmasının, ileride ortaya çıkabilecek marka ve iletişim risklerinin önüne geçmek açısından büyük önem taşıdığına inanıyoruz.

Yeni Parti tartışması siyasetin kendi gündeminde farklı şekillerde değerlendirilebilir. Biz Markalize olarak konuya herhangi bir siyasi taraf üzerinden değil, marka yönetimi, marka tescili ve kurumsal kimlik açısından bakıyoruz. Bize göre bu tartışmadan çıkarılması gereken en önemli derslerden biri, siyasette de markalaşmanın artık profesyonel bir disiplin olarak ele alınması gerektiğidir. Çünkü milyonlarca kişiye ulaşmayı hedefleyen bir siyasi oluşum için marka, yalnızca bir isim veya logodan ibaret değildir; milyonlarca insanın zihninde oluşturulacak kimliğin tamamıdır.

Bu nedenle bir siyasi parti ya da herhangi bir kurum yola çıkmadan önce yalnızca isim ve logo belirlemekle yetinmemeli; isimden logoya, slogandan kurumsal kimliğe, marka araştırmasından marka tesciline kadar tüm süreç profesyonel bir marka stratejisi içerisinde birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle geniş kitlelere ulaşmayı hedefleyen kurumların, kuruluş aşamasında marka uzmanları, tasarım profesyonelleri ve marka tescili konusunda deneyimli kişilerden destek alması; ilerleyen süreçlerde karşılaşılabilecek isim benzerliği, görsel kimlik, marka algısı ve tescil kaynaklı risklerin en başından öngörülmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Çünkü marka oluşturmak, yalnızca bugün kullanılacak bir isim veya logo belirlemek değil, gelecekte insanların zihninde nasıl bir kimlik oluşturulacağını da planlamaktır.

Marka yönetiminde temel kural değişmiyor: İyi bir marka sonradan düzeltilmez; en başından doğru araştırılır, doğru stratejiyle oluşturulur ve alanında uzman profesyonellerin desteğiyle geleceğe hazırlanır.