Bekleyin
Marka ismi bulma Marka ismi Marka oluşturma Şirinevler Bahçelievler Marka tescili Marka ismi oluşturma Marka danışmanı Markalaşma Marka Şirinevler patent tescili Marka danışmanı Marka uzmanı Marka logo tasarım - Telefonla ulaşın Marka ismi bulma Marka ismi Marka oluşturma Şirinevler Bahçelievler Marka tescili Marka ismi oluşturma Marka danışmanı Markalaşma Marka Şirinevler patent tescili Marka danışmanı Marka uzmanı Marka logo tasarım - İsminizi Analiz Ettirin

PROTOKOL DERGİSİ ŞUBAT SAYISINDA RÖPORTAJ VERDİK

Evrensel marka ismi oluşturma, Global marka ismi oluşturma, Marka ismi oluşturma, Şirinevler marka ofisi, İstanbul marka ofisi, Markalaşma, Kurumsallaşma, Marka tescil, Patent. Evrensel marka ismi oluşturma, Global marka ismi oluşturma, Marka ismi oluşturma, Şirinevler marka ofisi, İstanbul marka ofisi, Markalaşma, Kurumsallaşma, Marka tescil, Patent. Evrensel marka ismi oluşturma, Global marka ismi oluşturma, Marka ismi oluşturma, Şirinevler marka ofisi, İstanbul marka ofisi, Markalaşma, Kurumsallaşma, Marka tescil, Patent. Evrensel marka ismi oluşturma, Global marka ismi oluşturma, Marka ismi oluşturma, Şirinevler marka ofisi, İstanbul marka ofisi, Markalaşma, Kurumsallaşma, Marka tescil, Patent.

"Evrensel Markalaşma"ya dair röportajımızla PROTOKOL DERGİSİ'ne bizi de konuk eden Protokol Dergisi Yönetim Kurulu Başkanı Barış YAZICI Bey'e teşekkürlerimi sunarım. Evrensel Markalaşmaya dair röportajımızla Protokol Dergisi Şubat sayısındayız.

 

PROTOKOL DERGİSİNDE NELERİ KONUŞTUK?

 

Siyasetin içinde bir marka danışmanı olarak gündemi ve 15 Temmuz ile beraber değişen süreci bizim için değerlendirebilir misiniz? Bu süreçte Türkiye’nin ve gelişen olayların yeni yılda yansıması ne olacaktır?

 

Türkiye gerek Osmanlı döneminde olsun gerek Cumhuriyet döneminde olsun batılı devletler tarafından hep istenmeyen, zayıf duruma düşürülmeye çalışılan devlet olmuştur. Bu yüzden Osmanlı’nın son dönemlerinde ve Cumhuriyet tarihi boyunca Türkiye darbelerle, muhtıralarla terbiye edilmeye çalışılmıştır. Cumhuriyet tarihindeki darbelerin, muhtıraların arkasında batılı güçlerin Türkiye’yi baskı altına almak istemesi, dizginlemek istemesi yatmaktadır. 10’ar yıllık düzenli periyotlarla darbe yapmaya alışan batılı güçler yaklaşık 20 yıldır darbe yapamamanın ve darbe hazırlıklarının agresifliğiyle şanslarını 15 Temmuz 2016 tarihinde denemişlerdir. Fiyasko ile sonuçlanan darbe girişimi Türkiye’nin üstündeki ölü toprağını atmasını sağlamış. Osmanlı’dan günümüze ilk defa bir darbe püskürtülmüş, tarihi bir dönüm noktası olmuştur. 15 Temmuz şehitlerimizin, gazilerimizin ve direnç gösteren bütün vatandaşlarımızın kahramanlığı ile Türkiye’miz tarih boyunca darbelerin gölgesindeki makus talihini yenmiştir. Dünyaya örnek olmuş, dünyada eşi benzeri görülmemiş bir hadise olarak değerlendirilmiş ve yine dünyaya Kurtuluş Savaşı’ndaki azmimizi hatırlatmıştır.

Dolayısıyla başarısız sonuçlanan darbe girişimi, dış güçleri Türkiye’yi yıpratma konusunda iyice hırslandırmıştır. Askeri darbe ile yapamadıklarını diğer baskı unsurları ile yapmaya başlamışlardır. İçerde ve dışarda artan terör olayları, suikastlar, patlamalar, saldırılar, kundaklamalar, provokasyonlar, ekonomideki hareketli kur baskıları ve sayamayacağımız nice baskı aracıyla Türkiye’yi kontrol etmeye çalışmaktalar ve devam edeceklerdir. Türkiye’nin her yönüyle jeopolitik ve jeostratejik öneme sahip olmasından dolayı saldırılara maruz kalması kaçınılmazdır. Bu saldırılara ve baskılara karşı hükümetimizin güvenlik önlemlerini artırıcı tedbirler alması, olağanüstü hali uzatması normaldir. Bizler de vatandaş olarak üstümüze düşeni yapmalıyız. Güvenlik güçlerimize maddi ve manevi anlamda destek vermeli ve uygulamalardan yakınmamalı bilakis güvenlik güçlerimize yardımcı olmalıyız. Hibrit savaş denilen bu savaş türünde ülkemize her türlü zorluk, sıkıntı çıkarabilirler. Özellikle toplumun farklı kesimlerini birbirine karşı kışkırtma, kaos ortamı oluşturma çabasına girebilirler. Soğukkanlı ve sağduyulu olmalıyız.

Bizim toplumumuzu farklılaştıran ve onu dünyada marka yapan unsur mücadeleci olması, cesur olması, yılmaması ve kararlı olmasıdır. Nitekim bu ruh da 15 Temmuz’da yine kendisini göstermiş, dünyaya gereken mesajı vermiştir. Bundan sonra dış güçler için böylesi girişimlere karşı caydırıcı bir direniş olmuştur. Milletimizin bu kendinden emin ve cesur tutumu, dünya arenasında ve tarih sahnesinde bizi oldukça markalaştırmış, farkımızı ortaya koymuştur.

 

Marka danışmanısınız. Ticari ürünlerden kişisel markalaşmaya kadar pek çok farklı branş ve sektörde çalışıyorsunuz. Ticari ürünlerde markalaşma süreci nedir? Kişilerin ya da kentlerin markalaşma sürecinde farklılıklar nelerdir?

 

Maalesef ülkemizde markalaşma tam olarak anlaşılmıyor. Bir markayı oluştururken markalaşma kriterleri göz önünde bulundurulmuyor. Sonradan ortaya çıkan hatalar düzeltilmesi zor oluyor veya imkânsız oluyor. İddialı bir marka öncelikle markalaşma kriterlerini sağlamakla yola çıkmalıdır. Marka isminin ulusal dilde ve uluslararası alanda ne çağrıştırdığı ne anlama geldiği çok önemlidir. Siyasi olgulara atıf yapıyor mu, ahlaki olarak eksi bir durumu var mı, müstehcen bir anlama geliyor mu, alay konusu olur mu, benzer veya aynı marka var mı bu ve buna benzer sorulara müspet cevap verebilecek markalar ancak bir yere gelebilir. Kriterleri sağlayan markalar, gerekli reklam tanıtım ve konumlandırma çalışmaları ile zamanla markalaşma yolunda ilerler.

Kişilerin markalaşma sürecinde bizzat kendi çabası gerekir. Kişinin kendisine yaptığı yatırım yani kendi birikimi kişiyi bir yerlere getirir. Kişi kendi gayreti ve oluşturduğu imajla markalaşır. Kentlerin markalaşma sürecinde ise bir toplumsal hareket ve yönetimsel sorumluluk söz konusudur. Bir kentte her bireyin kendi üzerine düşen görevi, sorumluluğu vardır. Şehrin imajını bireyler oluşturur. Toplamda bireylerin etkisiyle kent imajı ve markası ortaya çıkar. Bu yüzden kişilerin eğitimi, kültürü, davranış biçimleri, tutumları kentin markalaşma sürecine etki eder. Bunun dışında belediye başkanı, vali, kaymakam, müdür vs. yöneticiler de yönetim erkini ellerinde bulundurdukları için kentin markalaşma sürecinde sorumlu ve etkindirler. Bu sorumluluğun bilinciyle hareket ettiklerinde kentin markalaşma sürecine katkıda bulunabileceklerdir.

 

Kişisel markalaşmada özellikle siyasilerimize ilk adım olarak neler önerirsiniz?

 

Siyasilerimiz genellikle seçilmiş kişiler olarak bir yere geldikleri için toplumu temsilen bir makamda bulunmaktadırlar. Bu yüzden onların tutum ve davranışları hem iktidarı elde etmelerini hem de elde ettikleri iktidarı korumalarını etkilemektedir. Kişisel anlamda markalaşmak için siyasiler olumsuz algılanacak durumları sıfıra indirgemek, olumlu yönlerini daha çok ön plana çıkararak olumlu bir intiba elde etmelidirler. Sosyal sorumluluk çalışmalarına ağırlık vermelidirler. Toplumsal faydayı ön planda tutan çalışmalar yapmalıdırlar. Yani faydalı bir çalışmanın mümkün olduğunca toplumun tümüne etki etmesini sağlamalılar. İyi şeylerin geniş bir tabana yayılması için çaba sarf etmeliler. Vaatler yerine getirilmeli, tutarlı demeçler vermeli, dengeli ve sürekli atılımlar gerçekleştirilmelidir. Devamlı surette de olumlu yönleriyle propaganda yaparak zamanla markalaşma yolunda ilerlemelidirler.

 

Türkiye’de faaliyet gösteren ve ürünleri gerçekten kaliteli olduğu halde markalaşamayan firmalar hangi yanlışlar yüzünden belli bir ölçekte kalıyor?

 

Markalaşma süreci ilk başlarda hafife alındığından sonraları hatayı telafi etmek maalesef mümkün olmuyor. Sadece kaliteli üretim, kaliteli hizmet yeterli olmuyor. Aynı zamanda kaliteli reklam, tanıtım ve sunum yapmak gerekiyor. Türkiye’de firmalar kuruluş aşamasında ilk önce üretim ve hizmeti bir an önce paraya çevirme endişesine kapılıyorlar. Markalaşmaya ve tanıtıma yapılan yatırım ekstra olarak görülüyor. Bu da firmaların markalaşma sürecinde yerinde saymasına ve kuruluşların güdük kalmasına neden oluyor. Markalaşmaya yapılan yatırımın uzun vade de olsa geri döneceğinin bilinmesi gerekiyor. Ne tekim büyük markalar uzun yıllar markalaşmaya yatırım yaparak belirli bir seviyeye geliyorlar. Kısacası markalaşmak biraz bedel ödemek ve zaman harcamak gerektiriyor. Ülkemizde de markalaşmanın bedelinden kaçınmak söz konusu olunca maalesef mesafe kat edemiyoruz.

 

Markalaşma algısı sizce ülkemizde doğru yönetiliyor mu?

 

İstisnaları saymazsak pek de iyi yönetildiğini söyleyemeyiz. Çünkü dünyanın büyük ekonomilerinde devletlerini hatırlatacak büyük markaları bulunmaktadır. Fakat ülkemiz için bunu söyleyemeyiz. Buna ek olarak markalaşmanın öneminin ülkemizde tam anlamıyla bilindiğini söyleyemeyiz. Önce de değindiğimiz gibi markalaşmaya yapılan yatırım detay olarak algılanmaktadır. Profesyonel ve kurumsal bazı firmalar bunun bilinciyle hareket etmekteler fakat bu da ülkemizin markalaşma süreci için yeterli değildir. Örneğin ülkemizde ilk 500’e giren firmalar aynı zamanda dünya markası olma yolunda yatırımlar, atılımlar yapmalıdırlar. Çıtayı yükseltmeliler, sınırları aşmalılar, global marka olma gayreti göstermelidirler. Fakat ülkemizde yurt dışına açılmak denilince sadece ihracat anlaşılıyor ve şirketin değeri ihracat oranları ve yaptığı ciro ile ölçülüyor. Şu bilinmelidir ki bir firmanın ihracat rakamları ne kadar yüksek olursa olsun maldan ziyade marka satmadıkça global bir marka olmak gibi bir kazanç söz konusu olmayacaktır.

Dünyaca ünlü giyim markalarına esas malzemeyi Türkiye temin etmektedir. Fakat Avrupa ülkelerinde markalaşma bilinci yüksek olduğu için Türkiye maalesef bu ülkelere fason mal satarak tabiri caizse işin kaymak kısmını eliyle hediye etmektedir. Örneğin 10 TL ye mal olan bir tişört ünlü bir marka ile damgalanınca 100 TL oluyor. Bu durumda marka sahibi esas mal sahibinin üzerinden %90 kâr ediyor. Türkiye’de iş dünyası olarak mal ve hizmetlere %90 değer kazandıran o sihirli damgaya bedel ödemekten kaçınıyoruz. İşte biz markalaşamamanın faturasını kendimiz çalışıp başkalarına kazandırarak ödüyoruz.

Bazı markalar ülkelerin önüne geçmiş ve globalleşerek başka ülkelere ve toplumlara mal olmuştur. Hatta marka ile birlikte o ülkenin kültürü de diğer ülkelere taşınmaktadır. Yani bir marka ile bir yaşam tarzı da diğer ülkelere ihraç olmaktadır. İşte kültürü diğer ülkelere kabul ettiren o markaların gücüdür. Bunu da göz ardı etmemek gerekir.  

 

Adaylığınız döneminde Meclisi markalaştıracağım demiştiniz. Bu konuda çalışmalarınız sürüyor mu?

 

Aktif olarak siyasette yer almamakla beraber siyasilerimizle görüşmelerimiz devam ediyor. Ülkemizde ve siyasette markalaşma anlamında neler yapabiliriz veya neler yapmalıyız gibi soruları görüşüyoruz. Önerilerde bulunuyoruz, istişareler yapıyoruz. Bazen İstanbul’da bazen de Ankara’da görüşmeler yapıyoruz. Fahri olarak danışmanlık hizmetine devam ediyoruz.

 

Ülkemizde yabancı dilde markalaşma nasıl algılanıyor?

 

Maalesef taklitçilik veya doğrudan İngilizce isim kullanmak olarak algılanıyor. Ya da sadece kendimizin telaffuz edeceği şekilde bir Türkçe ile evrensel markalaşmayı hedefliyoruz. Dolayısıyla olumlu bir sonuç elde edemiyoruz. Kısa, her dilde kolay telaffuz edilebilen, argo çağrıştırmayan, değerlere ters düşmeyen, siyasi çağrışımı olmayan pratik Türkçe kelimeler kullanılabilir. Fakat ülkemizde aristokrat duygularla oluşturulan markalar uluslararası alanda sığ kalmakta ve ilerleyememektedir.

Diğer taraftan tamamen yabancı isimler, özellikle İngilizce isimleri marka ismi olarak tercih ediyoruz. Sonuç olarak yine büyük bir hataya düşüyoruz. Markalaşmada global açılım yapacağız derken kendi ülkemizde yabancı, asimile bir marka olarak kalıyoruz. Evrensel marka olmaya çalışırken yabancı isimleri ve kültürleri absorbe etmekle kalıyoruz. Evrensel marka oluşturma çabasıyla sömürge ülkesi imajı oluşturuyoruz. Negatif sonuç elde ediyoruz. Global marka olmak sadece yabancı bir isim kullanma olarak algılanmamalıdır. Yabancı dilde marka evrensel dile hitap edebilmeli ve bunu geliştirmek için global anlamda markalaşma çalışmalarına ağırlık verilmelidir. Evrensel markalaşma diline ve kültürüne yatkın olmalı, bütün toplumlar için tanıdık olmalıdır. Ancak bu şekilde yabancı dilde markalaşmak mümkün olacaktır. 

Bu sayfa 4974 kez görüntülenmiştir.

Paylaş:
Alüminyum Külçer Alüminyum Külçe Marka Tescili Marka Tescili Sayfa {0.852814} saniyede yüklendi.